Archive for Mart, 2013

28

Genç Çınar21 Mart 2013Yorum Yaz

Genç Çınar: Sosyal Sorumluluk Projesi

Genç Çınar Sosyal Sorumluluk Projemize destek olan hayırseverlerimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Bitlis’te beş kütüphane, 2500 kitap hedefi ile başladığımız projeyi siz değerli hayırseverlerimizin katkılarıyla 4000’i aşkın kitap toplayarak sonlandırdık. Bunlardan 1000 kadar kitabı uygunsuz veya eskimiş olduğu için göndermedik, geriye kalan kitapları kolilere koyup geçtiğimiz hafta Bitlis’e yolladık. Aldığımız bilgiye göre kitaplar bu hafta Bitlis’e ulaşmış ve kitapların dağıtımına başlanmış.

Projemize destek olan kişi ve kurumları bir kez daha anarak, teşekkür etmek istiyoruz. Adını anmayı unuttuğumuz hayırseverlerimizden şimdiden af dileriz.
    ‘’ Yetişen zekaları kitaplarla beslemeyen milletler, yıkılmaya mahkumdurlar. ‘’
Ovidius Devamını oku…

28

Genç Çınar18 Mart 2013Yorum Yaz

18 Mart Çanakkale Zaferi Anısına


‘’Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah ..’’

    Bugün  takvimler 18 Mart 2013’ü gösteriyor. Tarihi Çanakkale Zaferi’nin üzerinden 98 yıl geçti.. Çanakkale zaferi, bundan tam 98 yıl önce Gelibolu Yarımadası üzerinde kazanıldı.

    İngiltere ve Fransa, Gelibolu Yarımadasını ele geçirerek Çanakkale Boğazı’nı açmak ve devamında da İstanbul’u işgal amacıyla harekâta başladılar. Böylece Türklerin Avrupa ile olan bağlantılarını da tamamen kesmiş olacaklardı.

    Dönemin İngiliz Deniz Bakanı Winston Churchill Çanakkale Harekâtı’nın kendileri açısından çok farklı anlam taşıdığını ifade etmektedir. O’na göre Çanakkale Harekâtı ile dünya tarihi değişecek,Balkan devletleri birleştirilecek, Sırbistan kurtarılacak, Rusya’ya savaşta yardım edilecek ve savaşın süresi kısaltılacaktı. Ama olaylar planlanılan şekilde gitmedi İtilaf Kuvvetleri tarafından. Deniz ve kara harekatlarının ardından 18 Mart 1915’de düşman kuvvetleri çekilmek zorunda kaldı. Devamını oku…

31

Sefa Yılmazel2 Mart 2013Yorum Yaz

Özelleştirme ve İhanet Meselesi

2012 Aralık ayında yapılan köprü ve otoyolların özelleştirilme ihalesi geçtiğimiz günlerde verilen rakamın tatmin etmemesi sebebiyle iptal edilmişti. Hatırlayacak olursak, ihalede en yüksek teklifi 5,7 milyar dolarla Koç Holding AŞ – UEM Group Berhad – Gözde Girişim Sermayesi Yatırım AŞ ( Ülker Grubu) ortaklığı vermişti. Kamuoyunun çeşitli çevrelerinden gelen eleştirilerde rakamın tatmin edici düzeyde olmadığını kanıtlar nitelikteydi. Kabaca bir hesap yapacak olursak, 2011 yılında köprü ve otoyollardan geçen araç sayısı 349 milyon 847 bin 151 ve bu araçlardan elde edilen gelir ise 732 milyon 681 bin 161 lira. Yirmi beş yıl için ödenen para ise yaklaşık olarak 9-10 milyar lira. Köprü ve otoyollardan geçen araç sayısının değişmemesi ve geçiş ücretlerinin artmaması halinde ise yirmi beş yılda toplanacak para 18-20 milyar lira. Yani, kaba bir hesapla yarı yarıya bir fark söz konusu… Bu durumu fark etmiş olan Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan da Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmeden önce konu hakkında şu açıklamalarda bulundu;

“Bu rakam beni tatmin etmedi. Ben bunun üzerine bir çalışma yaptırdım. Bu ihalenin olması gereken en üst rakam ne olabilir? Burada bunun iki katı bir rakam çıktı karşıma. Birisi 11-12 ise öbürü 8-9 civarında rakam çıktı. Peki, en düşüğü ne olmalı? En düşüğü de 7 civarında çıktı.Arkadaşlar böyle çıktıktan sonra ben bunu verirsem vatana ihanet ederim, halkıma ihanet ederim…’’

Sayın Başbakanımızın bu sözleri üzerine AK Parti hükümeti döneminde yapılan tartışmalı özelleştirme ihalelerine dikkat çekip, bu ihalelerin ‘’ihanetlik’’ durumunu sizlerle tartışmaya çalışacağım. Geçtiğimiz yıl ‘’torba kanununa’’ son anda eklenen bir madde ile yargının özelleştirmelere müdahalesi kaldırılmış ve özelleştirme ile ilgili son kararın Bakanlar Kurulu tarafından verilmesine karar verilmişti. Ayrıca yasadan önce satışı yapılan ancak mahkeme kararı ile işlemi durdurulan özelleştirmelerde Bakanlar Kurulu tarafından sağlanan inisiyatif ile yargının kararından muaf tutula bilinecekti. Bu çerçevede Bakanlar Kurulu beş özelleştirmeye ‘’af’’ uyguladı ve bu özelleştirmeler hakkında devam eden yargı süreçlerini durdurdu. O özelleştirmelerde şunlar;

1) Tüpraş: ÖİB, Tüpraş’ın yüzde 14.76’sını kurumun tamamının özelleştirmeye çıkılmasından 6 ay önce Global Menkul Değerler aracılığıyla, İsrailli iş adamı Sami Ofer’e ait 6 fona sattı. Danıştay 2005’te işlemi iptal etti.

2) Seydişehir Eti Alüminyum: Mehmet Cengiz, Haziran 2005’te peşin 290 milyon dolara ihaleyle aldı. Bu satışta Oymapınar santralının da verildiği gerekçesiyle Danıştay satışı 2007’de iptal etti.

3) Seka Balıkesir: ÖİB, SEKA Balıkesir Kâğıt Fabrikası’nı 1,1 milyon dolara Albayrak ailesine verdi. Bursa 2. İdare Mahkemesi satışı iptal etti, Danıştay kararı onadı.

4) Kuşadası Limanı: 2003 yılındaki ihalede Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla, ikinci sırada olan Sami Ofer-Mehmet Kutman ortaklığı öne çıktı. Danıştay ihaleyi iptal etti.

5) Çeşme Limanı: Çeşme Limanı’nın işletme hakkı 1 Mayıs 2003’te 12,5 milyon dolara Ulusoy Ortak Girişim Grubu’na verildi. İhale iptal edildi.
(http://haber.gazetevatan.com/ozellestirme-kiyagi/457571/2/Haber alıntı)

Bahsi geçen özelleştirmelere yakından bakacak olursak, Tüpraş hisselerinin satışının o günkü borsa değerinin %8 altında satılması sonucunda kamunun bu işlemden yaklaşık 750 milyon dolar zarar ettiğini biliyoruz. Diğer bir özelleştirme ise Başbakana yakınlığı ile bilinen Albayrak ailesinin 1,1 milyon dolara aldığı Seka Balıkesir. Seka Balıkesir’in bilirkişiler tarafından tespit edilen gerçek değeri 51,2 milyon dolar. Yani yaklaşık olarak kamunun 50 milyon dolarlık bir zararı söz konusu. Seydişehir özelleştirmesi ise adeta kampanya niteliğindeydi. Seydişehir’i alana Oymapınar bedava… Bu özelleştirmeden kamunun zararı Enerji Bakanımız Taner Yıldız tarafından açıklanmıştı ve söylediğine göre zarar 268 milyon TL idi. Fakat piyasa araştırmacıları tesisin ve barajın o günkü değerinin 3,5 milyar dolar olduğunu söylüyorlardı.


Yani anlayacağınız, geçtiğimiz sene torba kanuna son anda eklenen bir maddenin kamuya zararı milyar dolarların üstünde. Bahsi geçen özelleştirmelerin dışındaki birkaç ihaleye de bakacak olursak, hükümetin bu konuda ne kadar yanlış bir yolda olduğunu anlayabiliriz. Örneğin, Türk sanayisinin en büyük kuruluşu olan Tüpraş’ın tamamının 2006 yılında Koç-Shell ortaklığına 4 milyar 140 milyon dolara satılması. Tüpraş gibi bir sanayi devini neden özelleştiresin ki? Başka bir örnek verecek olursak özelleştirme tarihinin en yüksek rakamı olan 6.5 milyar dolara özelleştirilen Türk Telekom’u ele alabiliriz. Türk Telekom bir tekel olması ve stratejik bir öneme sahip olması sebebiyle özelleştirilmemeliydi. Bu arada tamamen özelleştirme karşıtı bir görüşe sahip değilim, özelleştirmenin hassas bir konu olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle özelleştirme yapılırken öncelikle ‘’kamu yararı’’ göz önünde bulundurulmalı ve devlete yük olan hantal işletmeler öncelikli olarak özelleştirilmelidir.
Son olarak Sayın Başbakanımızın ‘’ihanet ederdim’’ sözlerine gelecek olursak, bu konuda bir yorum yapmayıp, takdiri siz değerli okuyucularımıza bırakıyorum.

‘’ Hakikati insanların ölçüleriyle değil; insanları hakikatin ölçüleriyle tanı.’’

Hz. Ali

research paper editing custom research paper writing service cheap assignment writing service write a research paper good college essays case study website custom writing paper custom essay order research essay writing essays custom essay order cheap custom writing service buy an essay cheap custom writing service research essay essay writer cheap do my assignment best online essay writing services writing essays for dummies cheap research papers
1
write essay for me essay editing service help with assignment writing writing an analytical essay professional essay writing services essay writing website pay someone to write my paper essay writing service reviews scholarship essay help essay in english essays for sale do my essay cheap essay writing service the great depression essay paper writers national junior honor society essay best writing services