Milli (!) Eğitim

Ülke gündeminin yoğunlaştığı son günlerde; öğrenciyle ve eğitimle alakası olmayan, tamamen siyasi çatışmalara dayalı dershanelerin kapatılması konusuyla beraber ülkemizde eğitim konusu yeniden gündeme geldi.

Yıllardan beri ülkede eğitim konusunda herkes bir şeylerden rahatsız. Fakat bakıldığı zaman kimse çözüm üretemiyor. Kalıcı, sistemleşmiş bir eğitim sistemi maalesef sağlanamadı. Değişen her hükümet mutlaka eğitim sisteminde hayati değişiklikler yaptı. Hatta bazı hükümetlerde milli eğitim bakanları futbol maçlarında oyuncu değiştirir gibi değiştirildi. Ve en önemlisi partiler üstü bir eğitim sisteminde uzlaşma sağlanamadı.

Eğitim önemi gibi klişe konulara değinmek istemiyorum. Fakat eğitim konusunda bilinmeyen bir hususun aydınlatılması gerekir: “ 1949 Eğitim Komisyonları Anlaşması “

İkinci Dünya Savaşı sonrasında girilen soğuk savaş döneminde ABD, maddi olmayan bir silah buldu. Bu silah, sömürgeciliğin modern adı olan emperyalizmdi. Bu silahın çeşitlerinden biri de “ Kültür Emperyalizmi “ olarak yaratıldı.

Stratejik olarak hayati öneme sahip olan Türkiye de bu emperyalizmden nasibini Fulbriht Eğitim Komisyonları Anlaşması’yla aldı.

Soğuk Savaş sonrası oluşan yeni sistemde kendine yer edinmeye çalışan Türkiye, 27 Aralık 1949 yılında ABD ile “ Fulbright Eğitim Komisyonları Anlaşması “ imzaladı.

1414786_235699553261019_763870515_nFulbright Eğitim Komisyonu :

Bu anlaşmaya göre oluşturulan komisyon, Türkiye Cumhuriyeti tarafından sağlanacak paralarla finanse edilecekti, fakat eğitim konusunda her türlü düzenleme komisyona bırakılacaktı. Komisyon dördü Amerikalı, dördü Türk sekiz üyeden oluşuyordu ve ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyon şefi komisyonun fahri başkanı seçildi. Herhangi bir oylama durumunda oyların eşit çıkması sonucu karar verecek kişi bu fahri başkandı. Her yönüyle milli bir sistemle inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti, bir süre sonra en önemli noktası olarak bildiğimiz eğitim konusunda büyük tavizler verdi.

Ülkenin geleceği gençlerdi. Fakat gençlerin geleceği kimin ellerine geçti ? Cevabı basit : 1949’dan sonra Amerikalıların. Günümüze kadar gelen bu süreçte hiçbir hükümet bu komisyonu kaldıramadı.  Hatta bu komisyon günümüzde de faaliyetlerine devam ediyor. Fulbright Eğitim Komisyonu’nun resmi internet sitesinde yer alan tarihçede aynen şu ibareler geçmekte : “Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu, ya da diğer bir adıyla Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri Kültürel Mübadele Komisyonu, 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşma ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen 13 Mart 1950 tarih ve 5596 sayılı kanun çerçevesinde çalışmalarına başlamıştır. Fulbright Eğitim Komisyonu, Türk ve Amerikalı üniversite mezunlarını, akademisyenleri, sanatçıları ve kamu görevlilerini eğitim, yaşam ve seyahat masraflarını kapsayan burslarla desteklemekte ve ABD’de eğitim almak isteyen Türk öğrencilere danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Komisyonumuz, Türk ve Amerikan halkları arasında eğitim ve kültürel değişim yoluyla ortak bir anlayış geliştirmek için kurulmuştur.

Fulbright Programı, Türk ve Amerikan hükümetlerinin, özel ve devlet eğitim kurumları ile ortaklaşa yürüttüğü bir programdır. Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu Yönetimi, Yönetim Kurulu ve Genel Sekreterlikten oluşmaktadır. Komisyonumuzun Yönetim Kurulu üyeleri, Türk ve Amerikan Hükümetleri tarafından atanmakta ve bu üyeler her iki ülkeyi temsil etmektedirler. “

Komisyonun yönetim kurulu ise şu isimlerden oluşuyor :

John Thomas McCarthy, Yönetim Kurulu Başkanı, ING Bank Türkiye Genel Müdürü, İstanbul
Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu, Rektör, İstanbul Şehir Üniversitesi, İstanbul
Charles F. Hunter, Başkonsolos, Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul
Doç. Dr. Ömer Açıkgöz, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara
Şebnem İncesu, Genel Müdür Yardımcısı Vekili, Kültürel Diplomasi Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Ankara
Mark A. Wentworth, Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı, Amerika Birleşik Devletleri  Büyükelçiliği, Ankara
Prof. Dr. Ekrem Tatoğlu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölüm Başkanı, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul
Kaya Arıkoğlu, Mimar ve Şehir Tasarımcısı, Arıkoğlu Arkitekt Limited Şirketi,Adana

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da bir Fulbright bursiyeri.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da bir Fulbright bursiyeri.

Konunun başında komisyonun dört Amerikalı, dört Türk’ten meydana geldiğinden söz etmiştim. Ve 2013 yılı itibariyle oluşan yönetim kurulunda yer alan isimlere bakıldığında beş Türk, üç Amerikalı ismin geçtiğini görüyoruz. Karar alma mekanizması o kadar kalıplaşmış ki yönetim kurulunda yer alan isimlerin sekizi de Türk olsa alınan karar sekiz Amerikalının alacağı kararla aynı olacaktır.

Aslında aşmamız gereken ne dershanelerin kapanması ne sınavlar ne de başka bir şey.  Aşmamız gereken kendimize güven sorunumuz. Hiçbir konuda millet olarak kendimize güvenmiyoruz. Peki bu güven eksiğinin sebebi ne? Cevabı tüm yazıda bulabilirsiniz.