Odam Kireç Tutmuyor

“Ne kadar yakindan ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramizda duvarlar gibi…”

* Cemal Süreya / Biliyorum sana giden yollar kapalı.

Merhaba, gün geçmiyor ki siyasi liderlerimiz bir şekilde gündemi değiştirecek, insanların olumlu-olumsuz tepkisini üzerine çekecek bir açıklama yapmasın. Özellikle seçimin yaklaştığı şu zamanlarımızda, sizlerle düşüncelerimi paylaşacağım “kızlı-erkekli öğrenci evleri” konusu gibi nice ilginç konular hakkında siyasilerimizin açıklamalarını sabırsızlıkla bekliyor olacağım.

Önceki yazımda Gezi olaylarına değinmiştim, Başbakan Erdoğan’ın burnunun dikine giden, marjinal olarak tanımlanan öğrenciler, öyle görünüyor ki bu tavırları sebebiyle iktidar çevresindeki siyasilerimizden epey bir tepki toplamış. Kişisel hak ve özgürlüklerden dem vuran, her seferinde ” biz kimseye karışmadık, karışmayız da” tavrını yaramaz bir çocuk edasıyla sürdüren sayın Başbakan’ımız, kanımca Gezi protestoları sebebiyle kendine potansiyel oy kaybı yaşatan öğrencilerden soğuk bir intikam alıyor. İşin asıl boyutu şöyle olsa gerek : Tek tip vatandaş – tek tip ahlak anlayışına sahip bireyleri yetiştirmek yahut mevcut ahlaksız tavırları sürdüren, protestocu kimlikle devlete karşı gelen kim varsa bir şekilde ahlaki kalıba sokmak.1420607_608039385918871_1195979893_n

Üniversite eğitim dönemimizin başlangıcında ” afiş asan, protesto yapanlar devlet yurtlarından atılacak” tarzında söylemler ve duyumlar çoğalmıştı. Durumun ne derecede korkunç olduğunu aslında bu söylentilerden & gerçekliklerden de anlayabiliriz. Üniversite öğrencilerinin ana hedef olduğu bir kitleye korku salmak, iktidar kesiminin silahını yanlış tarafa çevirdiğinin göstergesidir. Başbakanımız, açıklamalarında öğrencilerin aile yapılarını, ailelerini düşündüklerini belirtip, İçişleri Bakanı sayın Güler’in de öğrenci evleri için “kızlı-erkekli terörist eylemler için eğitim verildiği” imajı çizse de, asıl sorunun bir önceki yazıma benzer olarak “ağaç” & “ev” olmadığı aşikardır. Ayrıca, ailelerin kendi evlatları konusundaki hassasiyetleri üzerinden siyaset yapılmadığı kalmıştı, şükür artık o da “hayaldi, gerçek oldu”.

Öğrenci evinde kalan bir birey olarak, kaldığım evimden dolayı psikolojik bir baskının pençesindeyim. Kralcı mı olmak gerek, yoksa karşıt mı? Kestiremiyorum. Polis amcalarımız gürültü bahanesiyle ne zaman ziyaretimize gelirler bilinmez; fakat bu gidişle önümüzdeki seçime kadar biz öğrencilerin, ailelerimizi düşünen siyasi büyüklerimizden daha çok çekeceğinin olduğu kesindir…