Posts Tagged ‘deneme’

17

Ziya Keyif6 Aralık 2013Yorum Yaz

Ölü Şehrin Gözyaşları

Sessizlik!

Bu kelimeyle başlasın bütün cümleler. Güneşi doğmamış, yağmuru dinmemiş hanelerde dolduruldu kanlı nehirler. Acıya güvenilir arkadaş; bu binalar, bu caddeler mutlulukla doğmadı. Onlar, bir beklentinin, bir umudun yetim çocukları.

Yükseliyor sesler; bazen bir anda, bazen teker teker. Bu duyduğun ne kapı gıcırtısı, ne pencere… Bu gördüğün sokakların sessizce ağlayışı…

Zamana yüklediler beyaz atını hikâyenin, geldi zaman gitti zaman. Altta bir dünya kuruldu, üstte bir dünya. Aynı ülke, aynı şehir, aynı ilçe, üst üste dizilmiş onca mahalle. Hiyerarşik bir düzenle yükselmedi insanlar. Bir anda var oldu, üstün elit “düşünce”.

Kutulara dolduruldu insan denen varlığın ispatı. Sanma öyle birden yok oldu. Ruh, bedenden öte… Aklında büyüttüğün fitneler ve çıkarlarınla, şu gördüğün binalarda gam oldu.

olu_sehir Devamını oku…

17

Ziya Keyif19 Kasım 2013Yorum Yaz

Kelimelerle Buluşma Serüveni

Gözleri sensizliğe alıştı. Akıllarda gelgitleri var isminin. Yollar yokluğunda yalnızlığımla sessizleşti. Bir ben kaldım geriye senden arta… Bana baktıkça seni hatırlayabilirler mi, ne dersin ? Yıllar sonra bir gün o tozların içinden sıyırıp bedenimi, büyütebilir miyiz bir kişinin daha düşlerinde haykırdığın gerçekleri ?

Oysa ne çok sevmiştik o şehri, adımlarıyla karış karış işlemiştik sayfalara. Şehir o olmuştu, onlu bir şehri tanımıştı belki benimle dünya. Kaleminin kudretince kavuşturmuşken bizi, kim anlatacak şimdi yitirdiklerimi, yitirdiklerimizi…

Büyüttün…

Anlattım! Anlayana tabii…

kelimeler-sozcukler Devamını oku…

17

Ziya Keyif12 Kasım 2013Yorum Yaz

Şehirli Hayvanların Sonu

İnsan olmak; bilinçli hareketin başlangıcı, iradeli karar. Olmayanı var etme çabası değil, olanın yok olmasına duyulan kaygı. Düşünmek; anarşist hareketin varlığı, aykırı olmak, var olmanın ispatı. Akli melekelerin kırıntısına rastlanan canlıya yüklenen değer, “insan”  olgusunun kıymetli yansıması.

İnsan, sözlük anlamıyla düşünebilen en gelişmiş canlı. Peki, ne kadar doğru günümüzde ?  Çevremizdekileri ayrıştırmaya başladığımızda hepi topu kaç kişi kalıyoruz, kalıyorsunuz ? Biz de bu sınıfa dâhil miyiz ? Bu değerlendirmeyi kim yapacak, toplum. Toplumu oluşturanların kaçta kaçı değer yargılarına sahip ya da bir değere ? Elbette her bireyin değer sahibi olduğu gerçek, lakin birlikte yaşamanın gerektirdiği değerler mi, yoksa küreselleşen dünyada bireyci mantığın hâkim olduğu, ben fikrinde ortaya çıkan bir değer mi? Değer, biz miyiz ? Yaşadığımız toplum mu? Her varlığın yaşama hakkına saygı duyup ihtiyaca göre, ihtiyaç kadarıyla yetinebilen mi değerli acaba ?

İçerik Devamını oku…

17

Ziya Keyif5 Kasım 2013Yorum Yaz

Yürüyoruz…

Yürüyoruz;

Nasıl başladık yürümeye? Aklımızda hep o bilindik tablo ve klişeleşmiş sözler. Büyümek neydi hadi hatırlayalım. Bir fotoğraf karesi, emekleme üzerine üst derecede bir yetenek gösterdikten sonra yatak kenarlarına, o kadın, o adam veya herhangi bir büyüğün dizlerine tutunarak ayaklanışımız. İlk cesurca ilerleyiş, gel gel sesleri arasında ayaklarımız üzerindeki o hızlı hareketler. Yüzde, dünyada hiçbir sözcükle anlatılamayacak gülücük. Gülücüktür o çünkü tebessüm, gülümseme ve kahkaha büyüklerin kirli dünyalarına ait parçalar. Sonra herhangi iki elin işaret parmaklarına tutunarak doğruluş. Ayakta sağa sola yalpalayarak duran bir kar tanesi, onun kadar saf, onun kadar duru ve onun kadar bakir, kirlenmemiş. Bakın ileride birileri çırpınıyor. Avuçları bir açılıp bir kapanıyor. Anlamsız fakat dikkat çekici, merakla ona doğru gidiyor, gitmek istiyoruz. Çünkü o tanıdık, bildik yüz ifadesi. Fakat o da ne ? O işaret parmakları bizi sımsıkı kavrıyor, o küçük pofuduk ayaklar taşımıyor bizi ve iniyoruz ağır ağır yeryüzüne.sevcanb_yol

Devamını oku…

2

Tuğçe Altunbulak2 Kasım 2013Yorum Yaz

Kırık Kalplerin Öyküsü

Kiminin hayallerini fazlasıyla besleyen aşk, incelikli bir zehir çeşidinden başka bir şey değildir. Yavaş yavaş ve sürekli etkisiyle, o görünmeyen dokusuyla herhangi bir hayatı yok eder.
Yok edilen her hayatın bir yok ediliş öyküsü vardır. Benimki bunlardan sadece biri..

En güzel başlangıçla başlamıştı aşk. En güzel..
Bitişi hüsrandı bana göre. O giderken ‘‘Gitme! Ben seni el üstünde, hatta baş üstünde tutarım merak etme!..’’ demiştim. Sessizce, içimden .. Yolun ortasında sapı kırık bir valiz gibi terk edilmiştim. O gün yaşadığım dünya sanki bir hayaletler ülkesiydi, ya da ben hayalettim. Kırıktı kalbim. Paramparça… Kırılmış demek; içimde artık bir araya gelemeyen bir, iki hatta üç parça olması demekti. Yaşamak için, içimdeki gıcırtıları, çöküşün çatırtılarını, yüreğime duyurmadan, bu parçaları bir araya getirmeye çalışıyorum senden sonra.

Bir hayat kırıldığı zaman yeniden bir araya getirilemez. Yalancıktan onarılır, kırık parçaların üzerine yapıştırıcı sürülebilir ama yapıştırıldığı nokta her zaman göz önünde kalır.

tgce Devamını oku…

3

Elif Ayvaz18 Ekim 2013Yorum Yaz

Geçmişin Bağları

Hüznü bulaşmış sonbaharın. Nereye gidersen git peşinde!

İnatla soruyordu. Cevabını bildiği halde inatla soruyordu aynı soruyu. “En son ne zaman görüştünüz?!”

Cevap hep aynıydı. “Hatırlamıyorum. Ama o görüşmeyelim dediğinden beri görüşmedik. Ondan öncesini de hatırlayamıyorum zaten.”

İnanmıyordu ki. İnanmak nedir bilmiyordu, hiç de öğrenmemişti üstelik. Ne kadar dil dökersen dök sonuç hep aynıydı. Ona göre herkes yalancıydı, oyuncuydu. Biliyordu, tanıyordu hepsini. Bu küçük, aptal kız onu kandıramazdı ki!.. Devamını oku…

17

Ziya Keyif16 Ekim 2013Yorum Yaz

Vicdan

  Sevmek sana dayanmakla başladı, seni unutmak başka bir şeye. Bir neden arıyoruz, sevmek için, mutluluk için, acı için bir neden. Adım atarken ulaşmak, okurken anlatmak, sustuğunda dinlemek, dokunduğunda hissetmek için. Yaşamın başlangıcı ve sonrasını da kapsayan bu kavram, biz neyi yitirdikte bu denli kirli bir manayı yüklendi.

Her kararın öncesinde bir mahkeme kuruluyor. Savcı o, sanık kişi, hâkim insanın kendisi. Ben diye başlayan bir cümleyle savcılık makamı iddiasını sunuyor. Sanık, biz diyor ve anlatıyor geçmişi, bugünü, birlikte geçirdiğiniz o güzel günleri. Hâkim soruyor: Benliğin bu durumdaki yeri? Çağırılıyor tanığı iddia makamının… Mübaşirin sesi duyuluyor gür ve duygusuzca… Tanık yerini alarak başlıyor anlatmaya… Devamını oku…

1

Bilal Tayfur4 Ekim 2013Yorum Yaz

Seyyah

bir mekan

Aydınlığa gizlenmiş bir sefalet bu. Her geçenin gördüğü, her gecenin ortaya çıkardığı bir sokak lambası misali. Kapanamayan bir çift göz, keyifsiz birkaç kelime ve en sahtesinden bir samimiyet. Ve nihayet şehri işgal ediyor gece. Şehir, aydınlığa saklanmış şehir. Karanlığa hasret bir şehir, yalnız ağladığında samimi olan. Tüm kötü duyguları perdelerinin arkasında gizleyen evlerin huzursuz ettiği bir şehir.

Nefes alan şehir, son nefesin alındığı ilk nefesin verildiği o büyük şehir.

bir zaman

Yeni bir zaman, her dem. Eskir mi acaba, demlendikçe günler? Fazla derin, herkes emin. Epey buğulu bir cam var yanı başında. Tanıdık bir yüz gördüğünü sanıyor bir an. Camın üzerindeki su birikintilerini temizliyor elinin kenarıyla. Dünyanın bulanıklığı hala koruyor kendini. Yağmur damlaları devam ediyor incitmeye, gözleriyle insanların arasındaki camı.

Devamını oku…

31

Sefa Yılmazel16 Eylül 2013Yorum Yaz

Başlarken

Ne kadar da zor, bir şeye ara verip tekrardan başlamak. Mesela kitap okumak, spor yapmak gibi… Şeytana uyarsın ara verirsin, birkaç gün geçer bir bakmışsın ipin ucu kaçmış. Zaman geçer Allah’ın adıyla tekrar başlamak istersin, bir türlü olmaz. Şeytan ensende bekler, çık dışarı, yat, uyu çok yoruldun, yarın yaparsın, yarın başlarsın der. Uyarsın işte şeytana, yarın geçer, hafta ortasıdır. Hafta başı başlarım dersin, hafta başı gelir bu sefer de ay sonu gelmiştir, aybaşı başlarım dersin. Bir vakit gelip de, şeytanı alt ettiğin zaman, oturursun başlarsın okumaya, yazmaya artık neye niyetlendiysen ona başlamaya ve dönüp bakarsın arkana, öyle çok zaman geçmiştir ki işte o zaman hissedersin pişmanlığı vücudunun her zerresinde.

kum-saati_31

Hayat böyledir işte, eminim hepimiz ömrümüzde bir kez hafta başında veya aybaşında bir işe başlamaya niyetlenmişizdir. Kimimiz sağlıklı yaşam, ‘fit’ bir vücut için aybaşını beklemiştir diyet için, kimimiz de düzenli bir şekilde çalışmaya başlayacağına inandırmıştır kendini ve ders programını pazartesinden başlatmıştır. Kısacası hepimiz, bir şeylere başlamak için veya bir değişiklik yapmak için hafta başı, aybaşı veya yılbaşı gibi tarihlere ertelemişizdir hayatımızı. Evet, ‘hayatımızı’ ertelemişizdir diyorum. Çünkü ertelediğimiz planlar, hayatımızın bir parçasıdır aslında. Devamını oku…

research paper editing custom research paper writing service cheap assignment writing service write a research paper good college essays case study website custom writing paper custom essay order research essay writing essays custom essay order cheap custom writing service buy an essay cheap custom writing service research essay essay writer cheap do my assignment best online essay writing services writing essays for dummies cheap research papers
1
write essay for me essay editing service help with assignment writing writing an analytical essay professional essay writing services essay writing website pay someone to write my paper essay writing service reviews scholarship essay help essay in english essays for sale do my essay cheap essay writing service the great depression essay paper writers national junior honor society essay best writing services