Posts Tagged ‘edebiyat’

17

Ziya Keyif3 Şubat 2014Yorum Yaz

Biz Olsak Ya!

Neden sen ve beniz ?
Biz olsak ya!
Senden bahsedildiğinde ben
Benden bahsedildiğinde sen
Diyebilsek ya korkmadan.

Sana adanıp,
Seninle kapansa tüm kapılarım mesela
Açmadan gördüğüm gün yüzü olsan
Olur ya pencereyi açmaya kalksam
O açışla gözlerine dalsam
Zaman dursa ve ben kahverengi gözlerinle boğulsam. Devamını oku…

17

Ziya Keyif6 Aralık 2013Yorum Yaz

Ölü Şehrin Gözyaşları

Sessizlik!

Bu kelimeyle başlasın bütün cümleler. Güneşi doğmamış, yağmuru dinmemiş hanelerde dolduruldu kanlı nehirler. Acıya güvenilir arkadaş; bu binalar, bu caddeler mutlulukla doğmadı. Onlar, bir beklentinin, bir umudun yetim çocukları.

Yükseliyor sesler; bazen bir anda, bazen teker teker. Bu duyduğun ne kapı gıcırtısı, ne pencere… Bu gördüğün sokakların sessizce ağlayışı…

Zamana yüklediler beyaz atını hikâyenin, geldi zaman gitti zaman. Altta bir dünya kuruldu, üstte bir dünya. Aynı ülke, aynı şehir, aynı ilçe, üst üste dizilmiş onca mahalle. Hiyerarşik bir düzenle yükselmedi insanlar. Bir anda var oldu, üstün elit “düşünce”.

Kutulara dolduruldu insan denen varlığın ispatı. Sanma öyle birden yok oldu. Ruh, bedenden öte… Aklında büyüttüğün fitneler ve çıkarlarınla, şu gördüğün binalarda gam oldu.

olu_sehir Devamını oku…

17

Ziya Keyif28 Kasım 2013Yorum Yaz

Âdem Sustu

Âdem sustu
Meydanlar ziyan içinde.
Işık, güneşin düştüğü yere varınca
Bir ten, başka bir tende günaha durdu.

Âdem sustu
Akıl “Ben” e takıldı.
Varlık, sebebinden şaşınca,
Amaçsız, sahipsiz bir yola koyuldu.

Âdem sustu
Mâna, kimlikte tutuştu.
Kelimeler kimsesiz yetim kalınca
Her şey bir sözcükle anlatıma koyuldu. Devamını oku…

17

Ziya Keyif5 Kasım 2013Yorum Yaz

Yürüyoruz…

Yürüyoruz;

Nasıl başladık yürümeye? Aklımızda hep o bilindik tablo ve klişeleşmiş sözler. Büyümek neydi hadi hatırlayalım. Bir fotoğraf karesi, emekleme üzerine üst derecede bir yetenek gösterdikten sonra yatak kenarlarına, o kadın, o adam veya herhangi bir büyüğün dizlerine tutunarak ayaklanışımız. İlk cesurca ilerleyiş, gel gel sesleri arasında ayaklarımız üzerindeki o hızlı hareketler. Yüzde, dünyada hiçbir sözcükle anlatılamayacak gülücük. Gülücüktür o çünkü tebessüm, gülümseme ve kahkaha büyüklerin kirli dünyalarına ait parçalar. Sonra herhangi iki elin işaret parmaklarına tutunarak doğruluş. Ayakta sağa sola yalpalayarak duran bir kar tanesi, onun kadar saf, onun kadar duru ve onun kadar bakir, kirlenmemiş. Bakın ileride birileri çırpınıyor. Avuçları bir açılıp bir kapanıyor. Anlamsız fakat dikkat çekici, merakla ona doğru gidiyor, gitmek istiyoruz. Çünkü o tanıdık, bildik yüz ifadesi. Fakat o da ne ? O işaret parmakları bizi sımsıkı kavrıyor, o küçük pofuduk ayaklar taşımıyor bizi ve iniyoruz ağır ağır yeryüzüne.sevcanb_yol

Devamını oku…

2

Tuğçe Altunbulak2 Kasım 2013Yorum Yaz

Kırık Kalplerin Öyküsü

Kiminin hayallerini fazlasıyla besleyen aşk, incelikli bir zehir çeşidinden başka bir şey değildir. Yavaş yavaş ve sürekli etkisiyle, o görünmeyen dokusuyla herhangi bir hayatı yok eder.
Yok edilen her hayatın bir yok ediliş öyküsü vardır. Benimki bunlardan sadece biri..

En güzel başlangıçla başlamıştı aşk. En güzel..
Bitişi hüsrandı bana göre. O giderken ‘‘Gitme! Ben seni el üstünde, hatta baş üstünde tutarım merak etme!..’’ demiştim. Sessizce, içimden .. Yolun ortasında sapı kırık bir valiz gibi terk edilmiştim. O gün yaşadığım dünya sanki bir hayaletler ülkesiydi, ya da ben hayalettim. Kırıktı kalbim. Paramparça… Kırılmış demek; içimde artık bir araya gelemeyen bir, iki hatta üç parça olması demekti. Yaşamak için, içimdeki gıcırtıları, çöküşün çatırtılarını, yüreğime duyurmadan, bu parçaları bir araya getirmeye çalışıyorum senden sonra.

Bir hayat kırıldığı zaman yeniden bir araya getirilemez. Yalancıktan onarılır, kırık parçaların üzerine yapıştırıcı sürülebilir ama yapıştırıldığı nokta her zaman göz önünde kalır.

tgce Devamını oku…

17

Ziya Keyif30 Ekim 2013Yorum Yaz

İki Kuşun Kanadında Bir Yolculuk

Buzlu camlara çizdim gördüklerimi

Anlatamazdım, karşılığı yoktu kelimelerce.

Birkaç şekil ve bu şehir,

İnsan bir yalancı lafzın peşinde.

Ve herkes inanmış

Silinmiş eski bir güzelliğin izinde.

Tarih, yer ile yeksan

İnsan, kaybolmuş bir benliğin içinde

Mahlûkat helak edilmiş.

Yalnız iki beyefendi kaldı şehirde

Biri beyazlar içinde

Bir diğeri karalara bürünmüş

Lakin ikisi de o gömleğin içinde

Gömlek,

Örtüsü çıplaklığın

Ve karanlığın olduğu kadar. Devamını oku…

17

Ziya Keyif22 Ekim 2013Yorum Yaz

Bana Hayır Deme

şiir

 

Bana hayır deme

Kirlenmesin dudakların

Ellerini çek ellerimden ve git öylece

Mevsimlik âşıklardan olalım biz de

 

Bana hayır deme

Sen ki!

O küçük aydınlığında düştün ateş böceğinin, yüreğime

Öldür, kıyabilirsen ve git öylece

Devamını oku…

17

Ziya Keyif16 Ekim 2013Yorum Yaz

Vicdan

  Sevmek sana dayanmakla başladı, seni unutmak başka bir şeye. Bir neden arıyoruz, sevmek için, mutluluk için, acı için bir neden. Adım atarken ulaşmak, okurken anlatmak, sustuğunda dinlemek, dokunduğunda hissetmek için. Yaşamın başlangıcı ve sonrasını da kapsayan bu kavram, biz neyi yitirdikte bu denli kirli bir manayı yüklendi.

Her kararın öncesinde bir mahkeme kuruluyor. Savcı o, sanık kişi, hâkim insanın kendisi. Ben diye başlayan bir cümleyle savcılık makamı iddiasını sunuyor. Sanık, biz diyor ve anlatıyor geçmişi, bugünü, birlikte geçirdiğiniz o güzel günleri. Hâkim soruyor: Benliğin bu durumdaki yeri? Çağırılıyor tanığı iddia makamının… Mübaşirin sesi duyuluyor gür ve duygusuzca… Tanık yerini alarak başlıyor anlatmaya… Devamını oku…

17

Ziya Keyif8 Ekim 2013Yorum Yaz

Burda Bitmeli

 

 sonbahar1

 

Beyaz sayfalarda herhangi bir suret yoktur. 

Ya silinmiştir,

Ya da hiç sahip olunamadan yitip gitmiştir.

Yazılmış tüm şiirler
Söylenmiş tüm şarkılar yalandır.
Sevgi dolu satırlar
Aşk dolu sözcükler unutulmuştur,
Ve unutulmayacak dediğimiz her aşk
Gözlerde başlayıp herhangi bir tende son bulmuştur.
Gecedir aşığın tek sığınağı ve son kalesi
Göz yaşlarını örten perde. Devamını oku…

1

Bilal Tayfur4 Ekim 2013Yorum Yaz

Seyyah

bir mekan

Aydınlığa gizlenmiş bir sefalet bu. Her geçenin gördüğü, her gecenin ortaya çıkardığı bir sokak lambası misali. Kapanamayan bir çift göz, keyifsiz birkaç kelime ve en sahtesinden bir samimiyet. Ve nihayet şehri işgal ediyor gece. Şehir, aydınlığa saklanmış şehir. Karanlığa hasret bir şehir, yalnız ağladığında samimi olan. Tüm kötü duyguları perdelerinin arkasında gizleyen evlerin huzursuz ettiği bir şehir.

Nefes alan şehir, son nefesin alındığı ilk nefesin verildiği o büyük şehir.

bir zaman

Yeni bir zaman, her dem. Eskir mi acaba, demlendikçe günler? Fazla derin, herkes emin. Epey buğulu bir cam var yanı başında. Tanıdık bir yüz gördüğünü sanıyor bir an. Camın üzerindeki su birikintilerini temizliyor elinin kenarıyla. Dünyanın bulanıklığı hala koruyor kendini. Yağmur damlaları devam ediyor incitmeye, gözleriyle insanların arasındaki camı.

Devamını oku…

research paper editing custom research paper writing service cheap assignment writing service write a research paper good college essays case study website custom writing paper custom essay order research essay writing essays custom essay order cheap custom writing service buy an essay cheap custom writing service research essay essay writer cheap do my assignment best online essay writing services writing essays for dummies cheap research papers
1
write essay for me essay editing service help with assignment writing writing an analytical essay professional essay writing services essay writing website pay someone to write my paper essay writing service reviews scholarship essay help essay in english essays for sale do my essay cheap essay writing service the great depression essay paper writers national junior honor society essay best writing services