Posts Tagged ‘ihtisas mahkemeleri’

187

Hasan Tahsin Kaya5 Kasım 2012Yorum Yaz

İhtisas Mahkemelerinin Tarihsel Gelişimi -III

Not : İhtisas Mahkemeleri ile alakalı yazımın son bölümüdür.        
Mukayeseli Hukuk Açısından İhtisas Mahkemelerinin İncelenmesi

             Çalışmamızın bu bölümünde ihtisas mahkemelerinin başka hukuk sistemlerinde de bulunup bulunmadığını incelemeye çalışacağız. Daha önce ülkemizde bu mahkemelerin 1970’li yılların başında kurulduğundan bahsetmiştik. Bu döneme kadar birçok ülkede ihtisas mahkemeleri kurulmuş ve birtakım özel suçları tespit ve tetkik ile görevlendirilmişlerdir. Kademeli yargılama sisteminin(görev dağılımı esası sistemi)  bulunduğu hemen hemen bütün ülkelerde görülen ihtisas mahkemeleri özellikle kamu hukuku alanında örnek alınan Almanya ve Fransa gibi iki Avrupa ülkesinde de bulunmaktır.

             Almanya’da mahkemelerin kuruluş ve yargılama usulüne ilişkin kanunun 47 ve 120. maddeleri ve devamına bakıldığında ihtisas mahkemelerinin bizdekilere çok benzer nitelikte olarak varlığını halen sürdürdüğü görülecektir. Bu kanunun 47. maddesinde organize suçlarla etkin mücadelenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla “özel yetkili ağır ceza mahkemeleri” kurulmuştur ve bu mahkemelerin görev tanımı 5271 sayılı CMK’nın 250. maddesinde zikredilen hususları içermektedir. Organize suçlarla mücadele konusunda dünya çapında hatrı sayılır bir saygınlığa sahip olan Almanya, bununla da yetinmeyerek yine aynı kanunun 120. maddesi ve devamında “Yüksek Eyalet Mahkemelerinin” kurulmasını ve yargılama şekillerini düzenlemiştir. 16 eyaletten oluşan Almanya’nın her eyaletinde bir eyalet mahkemesi ve eyaletler içinde(gerekli görülen durumlarda) özel yetkili ağır ceza mahkemesi kurulmuştur. Yüksek Eyalet Mahkemeleri olarak adlandırdığımız mahkemelerin Almanca karşılığı “Staatssicherheitsgericht“ tir. Bu kelimenin dilimizdeki karşılığı ise “Devlet Güvenlik Mahkemesi“ dir.

Tıpkı Almaya’da olduğu gibi, Fransa’da da Paris 1. Ağır Ceza Mahkemesi Devlet Güvenlik mahkemesi olarak adlandırılmakta ve diğer mahkemelerden farklı bir usule göre yargılama yapmaktadır. Yine bu mahkeme de organize suç çeteleriyle, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapan örgütlerle ve Fransa Devleti’nin iç güvenliğine yönelik saldırılarda bulunan kimseleri yargılamakla görevlidir. 
Görülüyor ki, adi suçlar dışında kalan birtakım özel suçlar ancak özel yargılama usulleri ile cezalandırılabilmektedir ve ülkemizde yapılan yeni ihtisas mahkemelerinin kurulması ile ilgili kanun Avrupa Birliği uyum sürecine ilişkin değildir. Yukarıda da zikredildiği üzere Avrupa Birliği ülkelerinde ve hemen hemen bütün dünya ülkelerinde özel suçlara bakmakla görevli ihtisas mahkemeleri bulunmaktadır.
187

Hasan Tahsin Kaya24 Ekim 2012Yorum Yaz

İhtisas Mahkemelerinin Tarihsel Gelişimi -II

Not: İhtisas Mahkemelerinin Tarihsel Gelişimi başlığı ile yayımladığım yazının 2. bölümünü teşkil etmektedir.
Özel Yetkili Mahkemeler’in Görev Tanımı, İşlevi ve Kaldırılması
            Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 250.maddesi ve devamında zikredilen maddelerin maddi hukuk alanına yansımış, tabiri caiz ise ete kemiğe bürünmüş hali olan ÖYM’ler, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ve haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar ile yine kanunda mezkur devletin varlığı ve bütünlüğünü bozmaya yönelmiş bir takım suçlara bakmak üzere Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenmek suretiyle kurulur. 
            Mahkemelerin bakmakla görevlendirildiği dava türlerine bakıldığında anlaşılacaktır ki bu mahkemeler, adi suçları inceleyen sıradan ağır ceza mahkemeleri gibi çalışamazlar. Zira,bir uyuşturucu baronunun tehlikelilik durumu ile bir hırsızın tehlikelilik durumu birbirine denk olamaz. Bununla beraber ÖYM’lerin bakmakla görevli oldukları suç tipleri uzmanlık gerektiren ve yoğun mesai harcanılmasını gerektiren suç tipleridir. Bu sebepledir ki, ÖYM’ler organize suç örgütleri ile mücadele edebilmek için uygulanan en etkin yollardan birisi haline gelmiştir. Nitekim son dönemde ülke gündemini meşgul eden birçok dava bu mahkemeler vasıtasıyla aydınlanabilmiştir. Özel yetkilerle donatılmamış bir Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu tip suçlarda suçlularla mücadele edebilmesi kuşkusuz beklenemez. 
            Genel ceza mahkemelerinin yanında uzmanlık mahkemeleri olarak da adlandırılabilecek özel mahkemelerin bulunması hususunun, tartışmalı olmakla birlikte, son tahlilde, hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkı açısından sakıncalı olmadığı söylenebilir. Hatta, terör suçları gibi adi suçlardan farklı nitelik arz eden birtakım suçların, bu konuda uzman olan hakimlerce karara bağlanmasının yararlı olduğu da bir gerçektir. Ancak, bunu yaparken başlıca amacın, uyuşmazlıkları hızlı ve adil bir biçimde çözmek olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Ülkemizde, 12 Eylül felsefesinin ürünü olarak kurulan DGM’ler, belki de bu yüzden, gerçek bir uzmanlık mahkemesi olmamışlardır. Onların yerine kurulan ÖYM’ler ise çok önemli siyasi davalarla uğraşmış ve bu durum onları, yargısal hatta siyasal tartışmaların odağına itmiş ve yaptıkları her işlem doğal olarak mercek altına alınmıştır. Sonuçta, bu mahkemelere yöneltilen eleştiriler yasama organınca dikkate alınmış ve yerine TMK m.10 ile görevli yeni mahkemelerin kurulması karalaştırılmıştır. Doğrusu yeni sistem, “özgürlük hakimi”nin geliştirilmiş olması, müdafinin dava dosyasını inceleme yetkisinin genişletilmesi, tutuklamalara çeki düzen verilmesi ve adli kontrol mekanizmasının daha da işlevsel kılınması hususları dışında, esaslı değişiklikler getirmemektedir. Ancak, eski mahkemelerin yerine yenilerinin kurulmuş olması, eleştirilen uygulamalara son verilmesi açısından umut vericidir. Bu noktada önemli olan, yeni mahkemelerin gerçekten bir uzmanlık mahkemesi olarak çalışması, uygulamalarında ceza ve ceza muhakemesi hukukun temel prensiplerine riayet etmesidir. 
            Genel bir inceleme neticesinde varılan sonuç bize,ülkemizde kanunların yetersizliğinden veya iyi yapılamamış olmasından ziyade, kanunları uyguma ile görevlendirilmiş hakim ve savcılarımızın bu görevi hakkıyla ifa edemedikleri gerçeğini göstermektedir. Bu tür sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet veren bir başka husus ise,ülkemizde hakim ve savcılığa seçilmede uygulanan iki basamaklı sistemdir. Bu sistemin ikinci basamağını oluşturan mülakat aşaması ülkemizde bir takım çıkar odaklarınca fazlaca istismar edilmektedir. Hal böyle iken özellikle siyasi öneme sahip birtakım davaların, referans(mülakat) sistemi ile göreve başlamış hâkim ve savcıların yapacakları yargılamanın adil olduğunu söylemek açıkçası pek de mümkün olmayacaktır. Bu sebeple mahkemelerin adının değiştirilmiş olması veya yetkilerinin sınırlandırılmış olması soruna kesin bir çözüm getirmemektedir.
187

Hasan Tahsin Kaya21 Ekim 2012Yorum Yaz

İhtisas Mahkemelerinin Tarihsel Gelişimi

          Ülkemizde 70’lerin başından beri adına her ne denilirse denilsin, devletin varlığına, toprak bütünlüğüne ve anayasal düzenine karşı işlenen örgütlü suçların yargılanması bir takım özel yetkiler ile donatılmış mahkemeler eline teslim edilmiştir.
          Hukukun genel ilkeleri ile ters düşen bu tip uygulamaların ilki adını kısaca “DGM” diye bildiğimiz Devlet Güvenlik Mahkemeleri’dir. DGM kavramı,hukukumuzda ilk olarak 1970’li yıllarda gündeme gelmiştir. 1961 Anayasası’nın 136.maddesine 1699 sayılı Kanunla DGM’lerin kurulacağı yönünde bir hüküm eklenmiştir.

Nitekim 1973 yılında hukuksal desteğini anayasadan alan bu düzenleme kanunlaşmış fakat Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir karar ile 1975 yılında iptal edilmiştir. Bu iptal üzerine TBMM yeni bir kanun teklifi hazırlamışsa da teklif kanunlaşmamış ve DGM’ler tekrar kurulamamıştır. 1982 Anayasası ile bu husus tekrar gözden geçirilmiş ve sosyal koşulların bunu kaçınılmaz olarak gerekli kıldığı görüşü anayasa koyucu tarafından kabul edilmiştir. 1982 Anayasası’nın 143.maddesine eklenen bir hükümle DGM’lerin kurulması öngörülmüştür. Bu hüküm ışığında, 2845 sayılı DGM’lerin kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun çıkartılmış ve böylece DGM’ler hukuk sistemimize tekrar dâhil edilmiştir. 
         Vermiş bulunduğu kararlar ve yargılama hususundaki kanun tanımazlıkları ile adından çokça söz ettiren DGM’ler  ile ilgili bir başka önemli gelişme ise bünyesinde bulunan askerlik mesleğine mensup hakim ve savcıların 1999 yılında 4390 sayılı kanunla bu alandaki görevlerine son verilmesi olmuştur. Bu durumun önemi ise hukukun temel kaidelerinden birisi olan yargıç bağımsızlığı ilkesinin ihlal ediliyor olmasıdır. Zira asker kişiler meslekleri gereği bir emir komuta zinciri içerisinde iken bu kimselerin bağımsız olduklarını söylemek mümkün değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ülkemiz, bu sebeple birçok kez  para cezasına mahkûm edilmiştir. 
         Bu mahkemeler ile ilgili incelenmesi gereken bir başka husus ise oldukça soğuk ve iddialı bir görünüme sahip olan isimleridir. Devlet Güvenlik Mahkemesi  ismi, bir yandan bu mahkemelerde yargılanan kişilerin devlet güvenliğini tehdit eden tutum ve davranışlar içerisinde oldukları düşüncesini uyandırmak suretiyle bu kişilere terörist damgasını vuruyor, diğer bir yandan ise bu mahkemelerin devleti düşmanlarından koruyan normal mahkemelerin ötesinde dokunulmaz ve kutsal kılmıştır. 
        Yukarıda izah edilmeye çalışılan bütün bu sebepler dolayısıyla kanun koyucu 2004 yılında bu mahkemelerin görevlerine son vermek suretiyle Özel Yetkili Mahkemeleri kurmuştur. Ceza Muhakemesi Kanununun 250.maddesi ve devamında düzenlenmiş bulunan bu yeni ihtisas mahkemeleri hiç şüphe yok ki DGM’lerin hukuku ihlalleri konusunda daha hassas davranmış ve toplum nazarında selefine kıyasla daha çok benimsenmiştir. Kuşkusuz bu mahkemelerde yargılanan kimselere DGM dönemindeki gibi kötü muamele, işkence uygulanmamıştır; ancak özellikle soruşturma evresinde yapılan aramalar, ifadeye çağırmalar, gözaltılar, tutuklama kararları ve uzun tutukluluk süreleri sürekli eleştirileri toplamasına sebebiyet vermiştir. Sayılan sebeplerle bu mahkemeler de zamanla işlevini yitirmiş, kanun adamlarının bir takım keyfi yetki kullanımları ile birlikte işlev görmez hale  gelmiştir. 
        Yakın zaman içerisinde kanun koyucu bu mahkemelerin kurucu kanunu olan CMK madde 250, 251 ve 252′yi yürürlükten kaldırılarak bu mahkemelerin mevcut davalarını neticelendirdikten sonra hukuk alemine veda etmelerini sağlamıştır. Bu mahkemelerin oluşturduğu boşluğu ise Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri ile doldurmak istemiştir. Görev tanımlarını Terörle Mücadele Kanununun 10.maddesinden alan bu mahkemelerin Özel Yetkili Mahkemelere kıyasen daha insancıl koşullar içeren bir yargılama faaliyeti göstereceği tahmin edilmektedir.
Not: Okumuş bulunduğunuz yazı 3 bölümlük bir çalışmanın ilk bölümünden ibarettir. Diğer bölümler belirli periyotlarla yayınlanmaya devam edecektir.
research paper editing custom research paper writing service cheap assignment writing service write a research paper good college essays case study website custom writing paper custom essay order research essay writing essays custom essay order cheap custom writing service buy an essay cheap custom writing service research essay essay writer cheap do my assignment best online essay writing services writing essays for dummies cheap research papers
1
write essay for me essay editing service help with assignment writing writing an analytical essay professional essay writing services essay writing website pay someone to write my paper essay writing service reviews scholarship essay help essay in english essays for sale do my essay cheap essay writing service the great depression essay paper writers national junior honor society essay best writing services