Posts Tagged ‘Türkiye’

3

Fahri Danış25 Şubat 2014Yorum Yaz

Muhafazakar Demokrasi ve Türkiye Örneği

Modernitenin içerisinde (bizzat onun katkılarıyla) şekillenen günümüz siyasal hareketleri, birçok ideolojik, siyasi ve kültürel kavramın kesişimi sonucunda oluşmakta. Bu durumun oluşmasında gittikçe globalleşen dünyanın payını vermemiz gerekir fakat, farklı politik kültürler içerisindeki argümanların, değişen koşullara uyum sağlama refleksi göstermesi, bu durumun asıl sebebini oluşturuyor. Örneğin; ‘muhafazakar demokrasi’ gibi bir kavramın kullanılması, çok değerli bir hocamızın da belirttiği gibi; “..demokrasinin önüne sıfat getirmek suretiyle demokrasinin sıfatın hizmetine koşulması.” sonucunu doğurabiliyor.[1]

Muhafazakarlık üzerine konuşurken; onu, Fransız Devrimi’nden gelen modern bir ideoloji olarak okumak yerine; olayları yorumlarken kullanılagelen bir tür süzgeç yahut daha genel ifadeyle bir tutum olarak görmek daha mantıklı olacaktır. Milliyetçilik için de geçerli olduğunu düşündüğüm, muhafazakarlık kavramının bu eklektik yapısı, onun, 1789’dan da öncesine dayanan bir geçmişe dayanmasına yol açıyor. Temelde muhafazakarlık, moderniteyi kaçınılmaz bir unsur olarak görüp, ona tepki gösterme eğilimindeki bir hareket olarak okunabilir. Bu bağlamda Fransız Devrimi’ni, muhafazakar düşüncenin belirginleştiği olay olarak görmek de gayet mantıklı gözüküyor. Fakat tam bu noktada; muhafazakarlığı, statükoculukla karıştırma eğilimindeki düşüncelerin varlığı göze çarpıyor. Oysa 1789 örneğinde gördüğümüz gibi muhafazakarlık, dönemin trendi olan ‘Aydınlanma’ya karşı bir duruşu sembolize edebiliyor.turkiyede_muhafazakarlik_h10077 Devamını oku…

8

Burak Sünel10 Şubat 2014Yorum Yaz

ABD-İran Yakınlaşması ve Türkiye’ye Etkileri

 

İran’ın, ABD ile gergin ve en asgari düzeydeki diyalogdan mahrum ilişkisini değiştirme stratejisi izleyerek Ortadoğu bölgesindeki etkin varlığını pekiştirmeye başladığı görülüyor. ABD-İran ilişkilerinin düzelmesi, Türkiye ile İran arasındaki ilişkileri çok boyutlu etkileyecektir. Ankara, bölgedeki ağırlığını kaybetmekten endişe duymaya başlıyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun davetiyle İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif 1 Kasım’da Ankara’yı ziyaret etmişti. Ortak basın toplantısında, 25-26 Kasım’da Tahran’ı ziyaret edeceğini açıklayan Davutoğlu, Aralık ayında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Türkiye’de ağırlanacağını, Ocak ayında da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Tahran’a gideceğini bildirmişti. Türkiye ve İran’ın “rakip olarak” gösterilmek istendiğini kaydeden Davutoğlu, iki ülkeyi ortak kültürel ve tarihi değerlere sahip dost ve komşu ülkeler olarak görmek gerektiğini vurguladı. Ayrıca Aralık ayında Konya’daki Şeb-i Aruz törenlerine katılan Ruhani ile Ahmet Davutoğlu bir görüşme daha gerçekleştirdi. Genelde temkinli ve nispeten sessiz yürüyen İran-Türkiye diplomatik ilişkileri son aylarda oldukça yoğun, en üst düzeyde bile. ABD-İran ilişkilerindeki yumuşamalar ile yaşanan değişimin Türkiye-İran arasında yeni bazı pazarlık, müzakere alanları açtığı anlaşılıyor. Devamını oku…

4

Bahadır Kızak7 Şubat 2014Yorum Yaz

Modern Diktatörlük

“ On yurttaştan dokuzu benden nefret mi ediyor ? Eğer tek silahlı olan onuncuysa, ne önemi var ? “ İlk modern diktatörlüğün kurucusu Oliver Cromwell’a ait bu söz, modern diktatörlük kavramının yapı taşlarından biri.

Oliver Cromwell, soylu bir aileye mensup iyi eğitimli bir gençti. Protestanlığın püriten mezhebine bağlı koyu dindar bir anlayışla yetişti. Gençliği döneminde mezhebi nedeniyle baskı gören Cromwell Amerika’ya göç etmeyi düşünse de hükümetin yasaklamaları sonucu İngiltere’de kaldı. O yıllarda dinde değişimi savunan birçok püriten Amerika’da, sonraları Massachusetts olan kolonileri kurdu.

1628’de parlamentoya mebus olarak seçilen Cromwell, etkili konuşmaları ve çıkışlarıyla kısa sürede tanındı; fakat parlamento kral tarafından feshedildi. Devamını oku…

7

Alparslan Demir27 Aralık 2013Yorum Yaz

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti

yugoslavija kopya

Yugoslavya Haritası ve Bayrağı 1943-1991

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, 1943′te yıkılan Yugoslavya Krallığı’nın 1963′te alınan kararla değişen son ismi. Doğu Avrupa’nın en büyük devleti olarak 50 sene yaşamış; 90′ların başında başlayan iç savaşlarla bugün Bosna – Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Karadağ ve Kosova devletleri kurulmuştur.

Yugoslavya, Güney Slav Dilleri’nde ¨Jugoslavija¨ olarak yazılır. Türkçeye ¨Güney Slavistan¨ yahut ¨Güney-Slavlar Ülkesi¨ olarak çevirmek mümkündür. Yugoslavya’da Boşnak, Sırp, Hırvat, Sloven, Makedon, Karadağlı Güney Slav milletleri dışında Türkler, Arnavutlar, Macarlar ve Rumenler de yaşamaktaydı. Ancak devletin baskı politikasınca Türkler, Boşnaklar ve Arnavutlar hiçbir zaman Yugoslavya’ya ait olamamışlardı. Yugoslavya, yalnızca beş entiteyi kabul ediyordu: Sırplar, Hırvatlar, Karadağlılar, Makedonlar ve Slovenler. Devamını oku…

8

Burak Sünel5 Aralık 2013Yorum Yaz

İran ve Türkiye’nin On Yıllık Nüfuz Mücadelesi

Bulundukları bölgenin iki en güçlü aktörü olan Türkiye ve İran arasındaki ilişkileri “düşmanca” nitelendirmek biraz ağır kaçmaktadır. Buna “rekabet” ya da olsa olsa “ılımlı/pasif düşmanlık” diyebiliriz. İki ülkenin de büyük imparatorluk bakiyesi olduğunu düşünürsek Ortadoğu gibi karışık siyasi coğrafyada ender rastlanan köklü devlet geleneğine sahipler. Bu iki bölgesel gücü düşmanlık değil de rekabet olarak nitelendirmemiz birbirleriyle sıcak bir çatışmaya girmemeye özen göstermelerindendir. Basında göze çarpacak kadar yer almamasının, sanki donuk gibi olmasının aksine diplomatik anlamda İran ve Türkiye arasındaki ilişkiler gayet hareketlidir. Mesela Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İran için sarfettiği “İran köklü bir devlettir. Diplomasilerinin de ne kadar köklü olduğunu biliyoruz” ifadesi Türkiye’nin İran’ı önemseyerek takipte tuttuğunun devlet nazarından yansımasıdır.

Birçok siyaset bilimci devletlerarası ilişkilerde barış hâlini aslında “çatışmasız bir savaş” olarak nitelerler. Yani, devletler fiziki mânâda savaş durumunda değillerdir ancak diplomasi hiçbir zaman durmaz ve mücadeleler bu safhada süregider. Türkiye ve İran arasındaki ilişki de bir nevi böyledir. Çünkü, özellikle son on yıldır bölgede yaşanan gelişmelere bu iki gücün kayıtsız kalması imkansızdı. Ortada bir savaş görünmediğine göre bu gelişmelere karşı tarafların verdiği mücadele diplomatik olarak sürmektedir.

Son on yıldır dedik. Neden? Bunun sebebini yine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ifadelerinin üzerine giderek çıkarabiliriz: “Bizim açımızdan Suriye birinci derecede önemli bir konu, bir millî güvenlik meselesidir.” Doğrudur, gerek 2003’te Irak’ta yaşananlar gerekse şimdi Suriye’de olup bitenler İran ve Türkiye için hem fırsat hem de tehditleri beraberinde getirdi. İki devlet bölgede nüfuzlarını korumak ya da arttırmak için kıyasıya mücadele içine girdiler. Etkileşimde oldukları coğrafyanın altüst olmaya başlaması bu mücadeleyi “milli güvenlik” seviyesine kadar getirdi. Devamını oku…

17

Yunus Emre Oğuz27 Kasım 2013Yorum Yaz

Füze İhalesi Hangi Aşamada ?

Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin 26 Eylül 2013′teki toplantısından  sonra açıkladığı basın bildirisinde, “Uzun Menzilli Bölge Hava ve Savunma Sistemi Projesi”nin Çin ile birlikte yapılacağı ifade edilmişti. NATO üyesi olmayan bir ülkeyle yapılan bu anlaşma kısa sürede başta ABD olmak üzere diğer NATO ülkelerinde ciddi rahatsızlıklara neden oldu. Eylül sonunda açıklanan bu karardan sonra, gösterilen tepkiler dikkate alınarak ekim ayı boyunca ve kasım ayında ihale üzerinde bazı değişikliklere gidildiğini gördük.

Öncelikle, Türkiye’nin bu ihalede neden Çin’i tercih ettiğini ifade etmekte yarar var.  İhaleye katılan Fransa-İtalya ortaklığından ve ABD’den daha düşük teklif vermesine rağmen, ihale şartnamesinde yer alan %50 yerli üretim şartını sadece Çin yerine getirmeyi kabul etmiştir. Daha açık bir ifadeyle söylersek Çin, kullandığı teknolojiyi Türkiye ile paylaşacak ve ilerleyen süreçte Türkiye kendi başına üretim yapacak seviyeye gelebilecektir. Verilen teklifler üzerinden anlıyoruz ki Türkiye’nin NATO’daki müttefikleri, Türkiye’nin kendi hava savunma sistemini kuracak füzeleri kendisinin üretmesini istememektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin ihaledeki bu seçimini milli menfaatleri çerçevesinde değerlendirebiliriz.

Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısından bir kare.

Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısından bir kare.

Devamını oku…

8

Burak Sünel3 Kasım 2013Yorum Yaz

Hicretin Sürekliliği ve Türk Muhacirler

4 Kasım 2013 günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Mekke’den Medine’ye hicretinin 1435. sene-i devriyesini idrâk etmiş oluyoruz inşaallah: 1 Muharrem 1435.

Hicret vak’a mıdır, olgu mudur? Müslümanlar olarak hicreti ve hicret ruhunu algılayabiliyor muyuz? Hicret sadece Peygamber Efendimizin bir yerden bir yere gitmesi midir? Başka hicret olmamış mıdır? Sanıyorum kafa yormamız gerek bir husustur.

Abdullah lbn-u Sa’dî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına bir heyet olarak geldik. Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Muhakkak ki ben, arkamda, artık hicretin sona erdiğini zanneden bir kavim bıraktım’ dedim. Aleyhissalâtu vesselâm: ‘Küffârla kıtal edildiği müddetçe, hicret sona ermeyecektir’ buyurdu.” Devamını oku…

31

Sefa Yılmazel13 Ekim 2013Yorum Yaz

Değişmeyen Çile: Milli Eğitim (1)

“On bir yıldır süren Ak Parti döneminde en verimsiz, en istikrarsız kurum sizce hangisidir?” diye bir soru sorulsa, hiç süphesiz vereceğim cevap; Milli Eğitim Bakanlığı olur. Şöyle bir geriye dönüp, düşünüldüğünde hemen hemen herkesin aynı kanaatte olacağı düşüncesindeyim.

Üç dönemdir üst üste tek başına iktidar olan bir parti, bir türlü Milli Eğitim Bakanlığı’nda istikrar sağlayamamış ve bu bakanlığa toplamda beş ayrı ismi getirmiştir. Yani ortalama olarak, 2,5 yılda bir yeni Milli Eğitim bakanı görevlendirildi. Kısaca bu isimleri hatırlayacak olursak;

1. Erkan Mumcu ( 19 Kasım 2002 – 17 Mart 2003 )

2. Hüseyin Çelik ( 17 Mart 2003 – 3 Mayıs 2009 )

3. Nimet Baş  ( 3 Mayıs 2009 – 7 Temmuz 2011 )

4. Ömer Dinçer ( 7 Temmuz 2011 – 25 Ocak 2013 )

5. Nabi Avcı ( 25 Ocak 2013 – ? )

Belli başlı konular üzerinden, Ak Parti hükümetinin Milli Eğitim politikasına bakıp, bu konudaki görüşlerimi dile getireceğim. Kısıtlı bir alana sahip olduğumuzdan, yazımı bölümlere ayırdım. Bu hafta ilkokul ve ortaokul aşamasını ele alacağım.

Öncelikle ortaokuldan liseye geçiş sürecini el alıp, sondan başa doğru gidecek olursak;

Bu mesele tam bir yapboza dönmüş durumda. Hatırlarsanız, Hüseyin Çelik döneminde ‘dershane’ etkisi azaltılmak için 8. sınıf öğrencilerinin girdiği OKS kaldırıldı ve yerine 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin gireceği SBS getirildi. Yani eskiden, öğrenciler bir sene dershaneye giderken bu dönemde üç sene dershaneye gitmeye başladılar. Ardından, Nimet Baş geldi ve çocukları ard arda sınava sokan bu sistem yerine, tekrardan tek sınavlı sistemi getirdi. Yani, Hüseyin Çelik’in yıktığını, Hüseyin Çelik’in yaptığını yıkarak geri getirdi. Ardından iktisatçı Milli Eğitim Bakanı’mız Ömer Dinçer geldi ve dershanelere tekrardan savaş açtı. 4+4+4 sistemi, serbest kıyafet uygulaması gibi tartışmalı işlere imza attı. Aşırı tepki sonucunda onun da vadesi doldu ve yerini daha ılımlı olan, Nabi Avcı’ya bıraktı. Kendisi, tansiyonu düşürmek için göreve getirilse de bu konuda pek de başarılı olduğu söylenemez. Son olarak, bu dönemde de SBS kaldırıldı ve yerine bütün okullarda yapılacak olan ortak sınav sistemi getirdi. Yani, senede 12 sınavı, üç senede 36 sınavı MEB yapacak ve okul başarılarına göre öğrencileri okullara yerleştirilecek. Devamını oku…

1

Burak Aral28 Eylül 2013Yorum Yaz

Avrupalı Olmak

Hepimizin muhakkak bir olay karşısında duyduğu tepki “Avrupa gibi olamıyoruz maalesef…” olmuştur. Nedir bu Avrupalı olmak? Hemen akla düşen o temiz cadde ve sokaklar mı? Yeni yapılan binaların sahip olduğu dizayn mı? Sosyal hayatın sistematik bir şekilde işleyişi mi? Yoksa lüks kıyafetlere bürünüp varlıklı olduğunu dışa yansıtmak mı?

Sonbaharın başında 1 haftalığına gerçekleştirdiğim ilk yurt dışı gezim sonrasında bunları yazmayı, arada yakaladığım bariz farkları duyurmayı ve farkında olanlarımız için ise hatırlatmayı istedim.

Öncelikle bulunduğum ülke, birçok tavsiyeler eşliğinde gittiğim Bosna Hersek oldu. Gitmeden önce yaptığım lokasyon araştırması sonucunda, orada bulunmuş kişilerin yorumlarını, yakaladıkları kareleri, tavsiyelerini bir sonuca bağladım ve Bosna Hersek için kafamda şablon oluşturdum. Ahım şahım sokakların, gördüğümde beni hayrete düşürecek binaların, son model arabaların fazla olduğu bir yer beklemiyordum. Bir de şu var ki insanları hakkında çok az fikir sahibiydim. Değineceğim konu, gördüklerim dahilinde olaya getirdiğim bakış açısı olacaktır. Bu arada gezilip görülmesi gereken o kadar çok yer var ki!

bos

İlk 3 günümü tamamladıktan sonra şaşkınlığım biraz daha azalıyor ve kültür farklılığını apaçık bir şekilde görebiliyordum. Burada kültür farklılığından kastettiğim noktalara biraz değinmek istiyorum. Devamını oku…

23

Tolga Bozkurt18 Eylül 2013Yorum Yaz

Suriyeli Sığınmacı Sorunu

2010 yılının sonlarında Tunus’ta başlayan ve Arap Baharı diye adlandırılan sürecin 2011 yılında Suriye’ye sıçramasıyla ülke iç savaşa sürüklenmiştir. 2011 yılından günümüze, ülkedeki kaos ve ölüm ortamı, halkı güvenlik arama maksadıyla çevre ülkelere göçe zorlamıştır.

Bu çalışmada Türkiye’de bulunan Suriyeli mültecilerin, Türkiye ve Suriyeli mülteciler açısından doğurduğu sonuçlar, Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği(BMMYK) verileri ve Gaziantep bölgesinde bulunan mülteci kampları ve bölge halkı ile görüşmeler gibi saha araştırmaları neticesinde edinilen bilgiler ışığında ele alınacaktır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948’de kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 14/1 nolu maddesi şöyledir: “Herkesin, sürekli baskı altında tutulduğunda, başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkı vardır.” Bu maddede de belirtildiği gibi kaostan kaçan halk çevre ülkelere sığınmıştır. Devamını oku…

research paper editing custom research paper writing service cheap assignment writing service write a research paper good college essays case study website custom writing paper custom essay order research essay writing essays custom essay order cheap custom writing service buy an essay cheap custom writing service research essay essay writer cheap do my assignment best online essay writing services writing essays for dummies cheap research papers
1
write essay for me essay editing service help with assignment writing writing an analytical essay professional essay writing services essay writing website pay someone to write my paper essay writing service reviews scholarship essay help essay in english essays for sale do my essay cheap essay writing service the great depression essay paper writers national junior honor society essay best writing services