Posts Tagged ‘türklük’

17

Yunus Emre Oğuz31 Ocak 2013Yorum Yaz

Türklük Kompleksi

              Bir önceki yazımda,vatandaşlık tanımı üzerinden Türklük bahsine değinmiştim. Burada da milliyetçilik,ırkçılık ve bu konudaki güncel siyasi tartışmalar üzerinden geldiğimiz noktayı anlatmaya çalışacağım.

             Vatandaşlık tanımının etnik temelde yorumlanması,2009 yılında “Kürt açılımı” olarak başlayan,daha sonra çeşitli isimler değiştiren,en sonunda ise “milli birlik ve kardeşlik projesi” denilen sürecin bugünkü haline gelmesinin doğrudan neticesidir. Ülkemizde yaşayan insanların sürekli etnik kökeninin vurgulanması ve Türk kelimesinin kullanılmaktan imtina edilmesi, bu sürecin temel araçları idi. CHP milletvekili Birgül Ayman Güler’in geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalar, bu süreçte yanlış giden bir şeyler olduğunu göstermesi bakımından son derece önemliydi.

             Yaptığı açıklamalar dolayısıyla medya ve siyaset dünyası tarafında linç kampanyasına maruz kalan CHP’li Güler,daha sonradan ne demek istediğini açıklar mahiyette ikinci bir açıklama yaparak, ulus ve milliyet meselesinde kategorik sınıflandırma yaptığını ifade etti. Bu meseleler hakkında az buçuk bilgi sahibi olan bir kimse, CHP’li Güler’in yaptığı ilk açıklamadan da ne demek istediğini anlayabilirdi,kullandığı kelimeler problemli olsa da. Siyasal Kürtçülüğün medyada geniş yer edinmesi ve açıklama yapan milletvekilin CHP’li olması eleştiri dozunun artmasına neden olmuştur.

Mevcut durumumuz, 19.yüzyılda Osmanlı’dan ayrılmak isteyen halklar ile onlara karşı çıkanların durumuna çok benziyor. Müslim yahut gayrimüslim birçok etnik unsuru bünyesinde barındıran Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan aydın ve devlet adamlarının bir bölümü, ülkenin birlik ve bütünlüğü korumak için ayaklanmalar karşısında Osmanlılık çatısı altında birleşmeyi önermişti. O günkü koşullar altında devletin bekâsı için en makul yöntem buydu. Osmanlı’da Türkçülük akımı ise Balkan Savaşları’ndan sonra ortaya çıkmıştı,yani imparatorluk yıkılma aşamasına başladıktan,devletin mevcudiyeti tehlikeye girdikten sonra. Bugün de aynı şeyi görüyoruz. Türk milliyetçiliğinin karşısına yapay bir Kürt milliyetçiliği çıkarılarak ülkenin birlik ve bütünlüğü sarsılmaya çalışılıyor,var olan Türk milliyetçiliğine ve Türk kelimesine olağanüstü bir şekilde saldırılıyor.

             Yaşadığımız bu sorunu Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz son yazısında net bir şekilde özetliyor : “ Mesele, bir tarihî-kültürel varlık olarak, etnik değil cihanşumûl ve millî bir anlamı olan Türklüğün, bir etniklik olduğunun hem ülkeyi yönetenler hem de medyanın çoğunluğu tarafından, bir gerçeğin ifadesiymiş gibi takdim edilmesidir.” İşte geldiğimiz nokta tam olarak budur.

              PKK ve BDP’nin güdümündeki siyasal Kürtçülüğün -yani ırkçılığın- karşısında hazır olda bekleyen kimi köşe yazarı ve siyasetçi, Türk kelimesini kullanmaktan özenle kaçınırken, kullananlara karşı da ırkçı,faşist yaftası yapıştırarak içinde bulundukları durumu örtmeye çalışıyorlar. Millet kavramını ideolojileri sebebiyle baştan reddeden liberallerin başını çektiği bir grup gazeteci ve yazar, Türk Milleti kavramının kapsayıcılığı karşısında ciddi bir psikolojik savaş yürütüyor. Bireyi temel alan ve yücelten ideolojileri,aynı zamanda Kürtlüğü de savunarak yeni bir “siyasal kimlik” inşasında PKK-BDP ittifakına desteklerini son hızıyla sürdürüyorlar.

              Bir üst ve ortak kimlik olarak Türklüğün reddedilmesi ve etnik kimlik olarak ifade edilmesi, durumun bir komplekse dönüştüğünün göstergesidir. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na yapılan baskılar da bunun kanıtıdır. Tarihsel ve doğal yaşantının sonucu olarak Kürt,Laz,Çerkez,Arnavut vs. isimlerdeki halklar Türk Milleti çatısı altında hem hukuken hem sosyolojik olarak birleşmiştir. Bu çatı altındaki halklar,etnik gruplar,topluluklar için farklı siyasal kimlikler üretmek birlik ve beraberliği değil,çözülmeyi getirir.

             Anayasalarımızdaki vatandaşlık tanımlarını tekrar hatırlatarak yazıma son veriyorum.

1876 Kanun-i Esasi Madde 8 : Devlet-i Osmaniye tabiiyetinde bulunan efradın cümlesine, herhangi din ve mezhepten olur ise olsun,bila istisna Osmanlı tabir olunur ve Osmanlı sıfatı kanunen muayyen olan ahvale göre istihsal ve izae edilir.

1924 Anayasası Madde 88 : Türkiye’de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir.

1961 Anayasasının 54,1982 Anayasasının 66. Maddesi : Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

17

Yunus Emre Oğuz22 Ocak 2013Yorum Yaz

İçi Boşaltılan Türklük

Son yıllarda yaratılan bilgi kirliliğinden ve kavramların içinin boşaltılmasından en fazla zararı hiç şüphesiz “Türk” kelimesi ve onunla beraber kullanılan tamlamalar görmüştür. Bu dönüştürmenin altında yatan siyasi ve toplumsal birçok sebep bulunmaktadır. Bu yazıda değineceklerim, sebeplerden ziyade nasıl bir süreç geçirerek bu noktaya geldiğimiz üzerinedir.

“Türk nedir,kime denir,kimdir ?” gibi sorulara herkes farklı cevaplar verecektir. Dolayısıyla her kafadan bir ses çıkacak ve ortak bir tanım çıkarmak mümkün olmayacaktır. Türklük ile ilgili bu karmaşaya son vermek için Anayasamızın 66.maddesine bakalım : “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Bu tanımın yorumlanmasında yaşanan tartışmalar ülkemizdeki etnik sorunun ve oluşturulması muhtemel yeni sorunların temelini oluşturur. Hukuki bir tanım olan anayasadaki bu madde,bu topraklarda yaşayan etnik,ırksal ya da sosyolojik unsurları reddetmez,onlarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmaz. Sadece devlet ve vatandaşı tanımlar. 


 

Vatandaş ile devlet arasındaki hukuksal bağın durumunu anlamadan getireceğimiz eşitlikçi,özgürlükçü yorumlar hikayeden öteye gitmez. Anayasanın bu maddesini ırksal ve etnik manada yorumlayan liberaller,bazı İslamcılar,ülkenin bölünmesini isteyen bölücüler ve çeşitli siyasi partilerden kişiler Türklük tanımının içini boşaltmak için görevlendirilmiş izlenimi verecek kadar ileriye gitmektedirler. Yazdıklarıyla,televizyon ekranlarından söyledikleriyle bu görevlerini ifa etmektedirler.

Bu konuda yapılan tartışmalarda en çok dile getirilen soru, “bu ülkede Kürt yok mu ?” ya da “sadece Türkler mi bu ülkede yaşıyor ?” soruları olsa gerek. Bu soruları soran, yukarıda saydığım gruplardaki kişilerin isteği,kendi söylemlerinden “eşit vatandaşlık” talebi. Bu zümrenin düşüncelerine göre eşit vatandaşlık nasıl olacak ? Anayasadaki o madde ya kalkacak ya da maddeye Kürt kelimesi eklenecek. Böylece Türkiye’de herkes, eşit vatandaş olmuş olacak. Acaba istenilen gerçekten bu mu ?


1980 darbesinden sonra Türkiye’nin her yerinde uygulanan işkence,kötü muamele ve birçok utanç verici eylem ,yapay bir etnik sorunun üretilmesine neden olmuştur. Darbe sonrasında Türkçe dışında tüm dillerin konuşulmasının yasaklanması ( sadece Kürtçe değil) ve tüm hapishanelerde işkenceler gerçekleştirilmesine (sadece Diyarbakır’da değil) rağmen, şuan toplumda öyle bir algı yaratıldı ki, bu kötülükler yalnızca Kürtlere,Kürt oldukları için yapıldı izlenimi yaratmıştır ve zihinlere yerleştirilmiştir. Bunun böyle olmadığını,tüm Türkiye’nin darbe sonrası acılar yaşadığını etrafımıza bakarak,büyüklerimize sorarak görebiliriz. 


Bu noktada Başbakanımızın birkaç söylemini hatırlatmakta yarar görüyorum. “Türk,Kürt,Laz,Çerkez… hepimiz biriz.” ve ” Üç kırmızı çizgimiz var: Tek devlet,tek bayrak,tek millet.” Bu iki söylemde çelişkiler ve tehlikeler var. Türkiye’deki tüm etnik grupları her seferinde ayrı ayrı sayarak birlik sağlamak nasıl mümkün olacak ? Bu birlik daha önce anayasamızda bir üst kimlik ve aynı zamanda ortak kimlik olarak yaratılmış Türklük tanımı ile sağlanmıştı zaten. İkinci husus da Ak Parti’nin kırmızı çizgileriyle ilgili. Tek devletten kastın Türkiye Cumhuriyeti olduğunu biliyoruz,tek bayraktan kasıt Türk Bayrağı. Tek milletten kasıt nedir,neden hiç zikredilmez ? O milletin ismi yok mudur ? Pek tabii ki vardır,ismi Türk Milleti’dir. Ancak,siyasi hesaplar nedeniyle söylenilmekten kaçınılmaktadır.


Sosyolojik olarak onlarca etnik unsurun yaşadığı Türkiye’de “hukuksal” olarak bir vatandaşlık tanımı yapılmıştır,ülkede yaşayan azınlıklar da Lozan’da belirlenmiştir. Bu tip meselelerde konuşurken elma ile armudu karşılaştırmaktan kaçınmalıyız.
 

Not : Bir sonraki yazım, bu yazının devamı niteliğinde olacak.

8

Resul Sevimli18 Mart 2012Yorum Yaz

Etnisite ve Kimlik Olgusu

                                             

 Kimlik kavramı toplumun sosyal sisteminin en temel ve en önemli kökenini oluşturmaktadır. Kimlik, bireylerin gerek kültürel gerekse yaşadıkları çevrelerdeki sosyal konum ve statülerinin karşılığı olan çok boyutlu, inanç, tutum, değer yargıları gibi yaşam biçimini sembolize eden bir kapsama sahiptir. Sosyolojik anlam itibariyle “ben” olma durumu ve kişilerin öteki olmasını engelleyen bir unsurdur. Son zamanlarda kimlik kavramı sadece ülkemiz değil tüm dünyada en büyük sorun haline gelmiştir. Özellikle sınırları içinde birçok etnik grubu bulunduran ülkeler arasında sıkıntılara neden olabilecek türden, es geçilemeyecek bir olgudur.

Bu konuyu incelerken köklerini atalarımıza dayandırıp, günümüze kadar değişen süreçleri ele alarak kısa da olsa sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu Türk’ü , Rum’u, Ermeni’si, Boşnak’ı, Kürt’ü , Zaza’sı , Laz’ıyla çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Bu yapı tarihte yer aldığı sürece emperyal güçler tarafından isyanlarla, kışkırtmalarla vs gibi tedrici bir şekilde kullanılmaya çalışılmıştır. Tarihte her değişen değer ve dünya sistemi o dönemin küresel boyutu olmuştur.

 1789 Fransız İhtilali’nde sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımı bir nebzede daha önceden kendinin farkında olmayan pas tutmaya yüz tutmuş beyinleri harekete geçirmiş ve kişilere ben duygusu katarak birlik ve dayanışma ruhunu aşılamıştır. Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan milliyetçilik kavramıyla, kimlik olgusu İmparatorlukları derinden sarsan boyutlarından sadece bir tanesidir. Osmanlı’da da bunu net bir şekilde görebiliriz. . 600 yıllık koca dev Çınar, çağın değişen şartlarına ayak uyduramamış ve yavaş yavaş çöküş sürecine girmiştir. Bünyesindeki milletlerin kopuş serüveni ve geriye kalan hasta adam… Halil İnalcık’a göre Osmanlı’da Türk Kimliği 16.yy’ın birinci döneminden itibaren yok olmuştur. Bir ülkenin vatandaşlarından çoğunluğu %80’i bulan etnik grup o devletin “Egemen Kültürü” veya “Standart Kültürü”dür. Peki sizlere sorarım Osmanlı’da Türkler hem “Kurucu Kültür” hem de “Egemen Kültür” olmasına rağmen neden öteki konumuna itilip Türk Kimliği neredeyse yok sayılmıştır? Merkez , Enderun’dan gelen yabancı elit kadrolarla süslenirken çevrede ise ikinci plana atılan Kurucu ve Yüksek Kültür olan Türkler… İnsanın içinde yaşadığı topluma, kültüre karşı bir tutunum aracı olan kimlik olgusu, modernizmden postmodernizme kadar geçen süreçte , kavramsal olarak çeşitlilik göstermiş adeta bir valiz kavram haline gelerek eksenleri değişmiştir.

Günümüz siyasetinde Türkiye üzerinde oynanabilecek en güzel oyunlardan bir tanesi budur; etnisite ve kimlik olgusu. Mevcudiyeti ve manası bilinmeyen bazı kavramlar sözüm ona bazı kendi bilmez bölücüler(Siyasal Kürtçüler) tarafından her yere itilmekte ve ülkedeki kargaşayı arttırmaktadır. Türklük şemsiyesini öteki konuma getirerek ABD ve diğer müttefiklerine şirin görünme çabası ülkemizi bölünmeye kadar götürebilir. Batı kültürünün etnisite yaklaşımı ülke genelinde “Böl ve Yönet” stratejisini taşımakta ve etnisitie bilincini yükseltmektedir. Ülkenin alın yazısı yaz-boz tahtasına dönüşebilir.

 Türklük kavramı Ziya Gökalp’in de tabiriyle kavmi, ırkı olarak değil bütünleştirici olarak vardır. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan herkes Türk’tür ama ırksal özellikleri açısından değil bütünlük olarak buna tabidir. Bu kavram sürekli faklı noktalara çekilmekte faşistlik olarak düşünülmektedir. Hala tartışmakta yorulduğumuz Türkiyelilik gibi kavramlar ulus-devlet anlayışını yok edip Başkanlık Sistemi getirerek Türklük üst kimliğini alt kimliğe indirgeyen , federe-devlet olmaya sürükleyen spekülasyonlardan başka bir şey değildir. Bu daha önce de dediğim gibi ülkemizi bölünmeye kadar götürür. Zaten Siyasal Kürtçülerin ve bölgedeki lider küresel güçlerin de stratejileri bu yöndedir. Aslında bir nebze de geride bıraktığımız Sevr’i küresel boyutuyla görüyoruz. Milliyetçilik esasıyla bölmek… O zaman bize küçük bir toprak parçası verilmişti fakat şimdi her yerdeler.

 Zaman öyle bir zaman ki Türk’üm demeye korkar olduk, Türk’üm dedik mi aman sen faşistsin aman herkesi dışlıyorsun falan feslikan cümleleri kulaklarımızda yankılanıyor. Çoğuna göre Türklük kandan ibaret oluyor. Evet biz bu topraklarda özgürlüğümüzü kanla kazandık ama unutmasınlar ki birlik olarak bütünlük olarak bunu başardık. Satranç tahtasının fedailerini temsil eden piyonlar olmamıza rağmen bu oyunda sonuna kadar varız. Fakat şöyle de bir şey var ki oyun bittiğinde piyon da aynı kutuya konulur vezir de şah da…

research paper editing custom research paper writing service cheap assignment writing service write a research paper good college essays case study website custom writing paper custom essay order research essay writing essays custom essay order cheap custom writing service buy an essay cheap custom writing service research essay essay writer cheap do my assignment best online essay writing services writing essays for dummies cheap research papers
1
write essay for me essay editing service help with assignment writing writing an analytical essay professional essay writing services essay writing website pay someone to write my paper essay writing service reviews scholarship essay help essay in english essays for sale do my essay cheap essay writing service the great depression essay paper writers national junior honor society essay best writing services